Dünya Kadınlar Günü Kapsamında Yaşlanmanın Cinsiyeti Paneli Düzenlendi
Üniversitemiz Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (KADUM) tarafından, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında “Yaşlanmanın Cinsiyeti” başlıklı panelde, yaşlanma sürecinin kadınlar açısından taşıdığı toplumsal, psikolojik, ekonomik ve sağlıkla ilgili boyutları ele alındı.
Panelin açılış konuşmasında KADUM Direktörü Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, “kadınların kadın olmaktan, yani cinsiyet kimliklerinden ötürü yaşadıkları adaletsizlikler içinde, üzerinde en az durulan, fakat en geniş spektrumu temsil eden kısım kadın yaşlanmasıdır. Dünyanın en hızlı yaşlanan ikinci ülkesi olarak, toplumsal cinsiyet, sınıf ve sosyal statüyle şekillenen farklı deneyimleri gözeten yeni mücadele yöntemlerine ihtiyacımız vardır. Türkiye'de her 10 kişiden biri yaşlıdır ve 2050'ye geldiğimizde her dört kişiden biri yaşlı olacak. Ancak yaşlılık fikri, insanın en temel korkusu olan ölüm yani bilinmezlik, kontrol kaybı ve kaçınılmazlıkla bütünleştiği için, insanlığa o kadar ağır geliyor ki, şimdilerde kimi tıbbi ilerlemelerle, longevity vb. yaklaşımlarla desteklenerek, mümkünse yok sayılmaya çalışılıyor. Hele ki, sosyal medya üzerinden üzerimize boca edilen güzellik, gençlik miti, beden utandırması ve yaş ayrımcılığı apayrı bir etki alanı üretip, en büyük 21. yüzyıl fobisi olarak karşımıza çıkan yaşlanma korkusunun da tetiklemesiyle, yeterince üzerinde durulmayan. devasa sorun bir alanına dönüşüyor. Bu durum herkes için problemse de, nüfusun yarısı olan kadınlar açısından apayrı ihtiyaçlar ortaya çıkarıyor. Ekonomik bağımsızlıktan erkeklere göre yoksun olmaları sebebiyle yaşlı kadınlar arasında yoksulluk erkeklere göre daha yüksek. İş bulma ve iş hayatında kalmada, ücretlendirilmede kadınlar yaş ayrımcılığına daha fazla maruz bırakılıyor. Kadınların erkeklere göre daha uzun ömürlü olması, evde bakım desteği ihtiyacını, daha fazla arttırıyor. Başta yüzyılın vebası Alzheimer olmak üzere, sağlık problemlerini erkeklere nispetle fazla kadınlar yaşıyor, örneğin kadınlarda obezite oranı, yaşlılıkta erkeklerin yaklaşık iki katı. Yaş alan kadınlar, aile içinde yoksulluk, ekonomik bağımlılık ve sosyal dışlanma riskiyle daha sık karşılaşırken, onlardan torun bakımı gibi aile içi destek rollerini üstlenmeleri de bekleniyor. Tek başına yaşayan yaşlıların bulunduğu hanelerin dörtte üçü kadınlardın oluşuyor ve kadın yalnızlığı psiko-sosyal ve ekonomik boyutlarıyla derin bir sorun alanı üretiyor. Toplumsal cinsiyet, sınıf ve sosyal statüyle şekillenen farklı deneyimleri gözeten yeni mücadele yöntemlerine ihtiyaç var. Bir gün hepimizin yaşlı olacağı hakikatinden hareketle, ortak geleceğimiz için Yaşlılar Çağı olarak adlandırılan bu çağda yaşlılığı kesişimsel biçimde ele alan yeni çözümler üretmenin zamanı gelmiştir. Kadınların da hak ettiğince yaşayabilmesi, yalnızca hukuki eşitlik ya da kültürel dönüşümle değil, toplumsal yaşamın maddi örgütlenişinin değişmesiyle mümkündür. Artık, niyet beyanlarına değil, daha güçlü sivil katkı, toplumsal talep ve kamu politikalarına ihtiyaç var” şeklinde konuştu
Moderatörlüğü Dr. Esra Elmas Ete tarafından üstlenilen panelde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Yasin Akar “yaşlılık giderek kadınlaşmaktadır. Yaşlı kadınlar içinde altmış beş yaş üstünde okuma yazma bilmeme oranı % 19’lara yükselirken, erkeklerde bu oran % 3’lere düşmektedir. Seksen yaş üzeri kadınlarda bu oran % 50’lerin üstüne çıkmaktadır. Kadınlar yaşlılıkta çoklu problemlerle karşılaşmaktadır. Yalnızlık, yaşlılık ve bakım ihtiyacı yaşlı kadınları daha fazla etkilemektedir. Yalnız yaşayan kadınların yaklaşık % 48’i kendini yalnız hissetmekte ve depresyon vb. sorunlar yaşayabilmekte, psikolojik olarak olumsuz etkilenmektedirler. Eğitim düzeyinin ürettiği dezavantajların, dijital sağlık hizmetlerine erişmede sorun üretebileceğini tespit etmek ve çözümlere odaklanmaktan, başkaca sorun alanlarına yönelik de yeni yaklaşımlar üzerinde çalışılmaktadır. Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de bakım yükünün % 91’i kadınlar tarafından üstlenilmektedir. Bu durum sosyo psikolojik dezavantajlar üretebilmekte olup, evde bakım aylıklarının bakım sağlayanlara doğrudan ödenmesinin yanı sıra bu katkıyı veren kadınların sigorta kapsamının genişletilmesi gibi çeşitli destek unsurlarının da çalışılmaktadır.”dedi.
Türkiye Alzheimer Derneği Genel Başkanı Dilek Şahinöz, “Türkiye'de yaklaşık 700 binin üstünde tanı konmuş Alzheimer hastası var ve 2050 yılına kadar iki katından fazla artması bekleniyor. Hastaların üçte ikisiyse kadın ve hastaların bakım yükünün de kadınlar tarafından üstlenilmesiyle, milyonlarca kadını ve en geniş ölçekte tüm aile bireylerinin yaşamını derinden etkiliyor. Kadınlar meme kanseri riskinden daha yüksek oranda bu hastalığın riski altındalar ve genç bireylerde de görülmekle birlikle bu ağırlıklı olarak bu bir yaşlılık hastalığı ve kadınlar hem erkeklere göre daha fazla bu nörodejenaratif hastalığı yakalanıp, hem de erkeklere göre daha hızlı bir şekilde sağlık durumlarında gerileme yaşıyorlar. Türkiye Alzheimer Derneği olarak 21 şubemiz üzerinden, Alzheimer hastalarıyla çalışan bakım verenler ve profesyoneller için geliştirdiğimiz eğitimleri vererek, Bakım Merkezlerimizde hastaları rehabilite etmemenin yanısıra, farkındalık arttırıcı kampanyalar yürüterek çok boyutlu çalışmalar sürdürüyoruz. Bu doğrultuda genç arkadaşlarımızın da Alzheimer gönüllüsü olmasını istiyoruz, hayatları parçalayan bu hastalık henüz tedavi edilemese de, desteğe ihtiyaç duyanları yalnız bırakmamak bizim tercihimizdir ve yarınları tercihlerimiz biçimlendirecektir” dedi.
Hacı Bayram Veli Üniversitesi Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ayşe Canatan’da yaşlılığın toplumsal ve bireysel etkilerini vurgulayarak, sosyal damgalamanın oluşturduğu olumsuz etkileri açıkladı. Panelde yaşlanmanın yalnızca biyolojik bir süreç değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir deneyim olduğunu vurgulanarak kadınların yaşam döngüsü boyunca karşılaştıkları eşitsizlikleri görünür kılmak üzere çoklu boyutlar ele alınarak, kadınların yaşam deneyimlerini farklı perspektiflerden tartışmaya açılarak, toplumsal farkındalık artırıldı.
12 Mart Perşembe günü saat 13.30–15.00 arasında Çankaya Üniversitesi Mavi Salon’da üniversite öğrencilerinin geniş katılımıyla gerçekleşen panel, katılımcılara çiçek ve plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.


Duyuru Ekleme Tarihi : 13.03.2026 11:12